27 Eylül 2026

SİGORTANIN HER TÜRLÜSÜ HARAM MI? – Özet

Sigortanın her türünü, yalnızca adına bakarak haram kabul etmek doğru değildir. Çünkü bugünkü anlamıyla sigorta Kur’an’ın indiği dönemde bulunmadığından, değerlendirme sigortanın adına değil, içeriğine ve işleyişine göre yapılmalıdır. İnsanların karşılaşabilecekleri büyük zararları birlikte karşılamak amacıyla bir güvence sistemi oluşturmaları, Kur’an’ın “iyilik ve takva üzerinde yardımlaşın” emriyle birlikte düşünülebilir. Bu nedenle sigortanın varlığı değil, nasıl uygulandığı önemlidir.

27 Eylül 2026

SİGORTANIN HER TÜRLÜSÜ HARAM MI?

“Sigorta haramdır” sözüyle sık sık karşılaşıyoruz. Fakat bu cümleyi duyduğumuzda hemen kabul etmek yerine, önce “Hangi sigorta ve neden haram?” diye sormamız gerekir. Çünkü bugün sigorta adı altında birbirinden oldukça farklı uygulamalar bulunmaktadır. Bir insan aracını, evini, iş yerini veya sağlık giderlerini güvence altına alabiliyor; bir başka sistemde ise insanların ödedikleri primler çeşitli yatırımlarda değerlendiriliyor. Dolayısıyla bütün bu uygulamaları tek bir başlık altında toplayıp “sigortanın tamamı haramdır” demek, önce sigortanın ne olduğunu ve nasıl işlediğini ortaya koymayı gerektirir.

26 Eylül 2026

KELİME-İ ŞEHADET Mİ, KELİME-İ TEVHİD Mİ? – Özet

İslam toplumunda “Kelime-i Şehadet”, Müslüman olmanın temel şartlarından biri olarak öğretilmiş ve “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” şeklindeki kalıp dinin vazgeçilmez bir ifadesi kabul edilmiştir. Hatta bazı rivayetlerde, ölüm anında bu sözü söyleyen kişinin cennete gireceği aktarılmıştır. Ancak konu Kur’an’ın bütünü içinde ele alındığında, bu kalıbın Kur’an tarafından Müslüman olmanın şartı veya ölüm anında kurtuluş sağlayan özel bir formül olarak belirlenmediği görülür.

26 Eylül 2026

KELİME-İ ŞEHADET Mİ, KELİME-İ TEVHİD Mİ?

İslam toplumunda çok sık kullanılan “Kelime-i Şehadet” ifadesi, çoğumuz için dinin en temel kavramlarından biridir. “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh” denildiğinde, bunun Müslüman olmanın ilk ve vazgeçilmez şartı olduğu öğretilmiştir. Hatta ölüm döşeğinde bu sözü söyleyen kişinin cennete gireceğini bildiren rivayetler de yaygın biçimde aktarılmıştır.

24 Eylül 2026

ÖLMÜŞLERİMİZE SEVAP GÖNDEREBİLİR MİYİZ?

Bir yakınımızı kaybettiğimizde onun için bir şeyler yapmak isteriz. Ölüm, elimizden çok şeyi alır ama geride “Acaba onun için ne yapabilirim?” duygusunu bırakır. İşte burada toplumda yerleşmiş birçok uygulama devreye girer. Ölünün yedisi yapılır, kırkı yapılır, mevlit okutulur, Kur’an hatmedilir, kurban kesilir, sadaka verilir. Hatta ölen kişinin yerine hac yapılabileceği söylenir. Bütün bunların altında da çoğu zaman aynı düşünce vardır: Yaptığımız ibadetlerin veya hayırların sevabını ölen yakınımıza gönderebilir miyiz?

24 Eylül 2026

NEBİYİ RİVAYETLERDEN Mİ, KUR’AN’DAN MI TANIYACAĞIZ?

Nebi Muhammed denildiğinde zihnimizde nasıl bir insan canlanıyor? Allah’ın kitabını insanlara ulaştıran bir Elçi mi, yoksa hakkında yüzyıllar boyunca anlatılmış rivayetlerin toplamından oluşan bir şahsiyet mi? Bu sorunun cevabı yalnızca Nebi Muhammed’i nasıl tanıdığımızı değil, dini hangi kaynaktan öğrendiğimizi de ortaya koyar.